the dark - Turc Anglais Dictionnaire

the dark

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "the dark" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 5 résultat(s)

Anglais Turc
General
the dark n. karanlık
The dark campaigns reached very ugly proportions.
Karanlık kampanyalar çok çirkin boyutlara ulaştı.

More Sentences
the dark n. gizli durum
the dark n. bilmeme hali
the dark n. habersiz olma
the dark n. karanlık ve izbe yer

Sens de "the dark" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
dark side of the moon n. ayın karanlıkta kalan tarafı
leap in the dark n. sonu belirsiz iş
the dark ages n. karanlık devirler
the dark continent n. kara kıta
leap in the dark n. tehlikeli girişim
a shot in the dark n. körü körüne bir deneme
the dark ages n. ortaçağın ilk yarısı
the dark of the moon n. ay karanlığı
dark side of the moon n. ayın karanlık kalan kısmı
the dark face of something n. bir şeyin karanlık yüzü
the dark side n. karanlık taraf
defense against the dark arts n. karanlık sanatlara karşı savunma
the dark and bloody ground n. abd'nin kentucky eyaletinin isminin önemine vurgu yapan, karanlık ve kanlı toprak anlamına gelen söz
be afraid of the dark v. karanlıktan korkmak
fear of the dark v. karanlıktan korkmak
be left in the dark v. karanlıkta kalmak
be left in the dark v. bir şeyden haberdar edilmemek
whistle in the dark v. korkmuyormuş gibi davranmak
walk in the dark v. karanlıkta yürümek
glow-in-the-dark adj. karanlıkta parlayan
glow in the dark adj. karanlıkta parlayan
in the dark adv. habersiz
in the dark adv. malumatı olmadan
in the dark adv. karanlıkta
on the dark side adv. karanlık tarafta
in the dark age adv. karanlık çağda
Phrases
alone in the dark expr. karanlıkta tek başına
alone in the dark expr. karanlıkta yalnız başına
Proverb
all cats are gray in the dark karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are grey in the dark karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are grey in the dark zifiri karanlıkta her şey aynıdır
all cats are gray in the dark köre renkten bahsolunmaz
all cats are grey in the dark köre renkten bahsolunmaz
all cats are gray in the dark zifiri karanlıkta her şey aynıdır
all cats are grey in the dark karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are grey in the dark zifiri karanlıkta her şey aynıdır
all cats are gray in the dark zifiri karanlıkta her şey aynıdır
all cats are gray in the dark köre renkten bahsolunmaz
all cats are grey in the dark köre renkten bahsolunmaz
Colloquial
leap in the dark n. riskli girişim
leap in the dark n. tehlikeli iş
a leap in the dark n. tehlikeli hamle
a leap in the dark n. sonucundan emin olunmayan girişim
a leap in the dark n. riskli girişim
a shot in the dark n. kafadan atma
a stab in the dark n. tahmin etme
a shot in the dark n. kafadan sallama
a shot in the dark n. karanlığa kurşun sıkma
a stab in the dark n. yuvarlak tahmin
a stab in the dark n. kafadan atma
a shot in the dark n. kaba bir tahmin
shot in the dark n. kaba tahmin
a leap in the dark expr. karanlıkta atılan adım
Idioms
a leap in the dark n. körü körüne atılma
dark clouds on the horizon n. muhtemel tehlike
dark clouds on the horizon n. ufuktaki kara bulutlar
the dark side of someone n. birinin karanlık yüzü
a stab in the dark n. kafadan atma
a shot in the dark n. körü körüne bir deneme
a stab in the dark n. rastgele tahminde bulunma
a stab in the dark n. kafadan sallama
a shot in the dark n. kafadan atma
a shot in the dark n. kaba bir tahmin
a shot in the dark n. kafadan sallama
a stab in the dark n. öylesine bir tahminde bulunma
a shot in the dark n. karanlığa kurşun sıkma
a stab in the dark n. körü körüne bir deneme
a stab in the dark n. yuvarlak tahmin
a stab in the dark n. kaba bir tahmin
a shot in the dark n. rastgele tahminde bulunma
a shot in the dark n. öylesine bir tahminde bulunma
a shot in the dark n. yuvarlak tahmin
a stab in the dark n. karanlığa kurşun sıkma
dark cloud on the horizon n. tehlike çanları
dark cloud on the horizon n. muhtemel tehlike
dark cloud on the horizon n. kötü günlerin geleceğinin göstergesi
dark cloud on the horizon n. kötüye gideceğinin göstergesi
dark cloud on the horizon n. ufuktaki kara bulutlar
take a shot in the dark v. kafadan atmak
be in the dark about v. bilgisi olmamak
be in the dark about v. haberi olmamak
be in the dark about v. karanlıkta olmak
be in the dark about v. bihaber olmak
be in the dark about v. bilmemek
be in the dark about v. anlamamak
keep somebody in the dark v. birisini haberdar etmemek
keep somebody in the dark v. birisini bilgilendirmemek
leave somebody in the dark v. birisini haberdar etmemek
leave somebody in the dark v. birisini bilgilendirmemek
be whistling in the dark v. desteksiz atmak
be whistling in the dark v. bilmeden atmak
be whistling in the dark v. kafadan sallamak
whistle in the dark v. korkmuyormuş gibi görünmek/davranmak
whistle in the dark v. kafadan atmak
be whistling in the dark v. korkmuyormuş gibi görünmek/davranmak
whistle in the dark v. karanlıkta (korkmadığını göstermek için) ıslık çalmak
be whistling in the dark v. korktuğunu belli etmemek
whistle in the dark v. karanlıkta ıslık çalmak
be whistling in the dark v. karanlıkta (korkmadığını göstermek için) ıslık çalmak
be whistling in the dark v. karanlıkta ıslık çalmak
whistle in the dark v. tahminde bulunmak
whistle in the dark v. kafadan sallamak
whistle in the dark v. korktuğunu belli etmemek
keep someone in the dark about someone v. birine bilgi/haber vermemek
take a wild stab in the dark v. rastgele tahminde bulunmak
be kept in the dark (about something) v. bir konuda kendisine bilgi verilmemek
grope in the dark v. aranıp/arayıp durmak
grope in the dark v. elleriyle yoklamak
grope in the dark v. el yordamıyla aramak
grope in the dark v. anlamaya/yapmaya/bulmaya çalışmak
grope in the dark v. el yordamıyla bulmaya çalışmak
grope in the dark v. körü körüne aramak
fly in the dark v. işe yarayıp yaramadığını bilmeden bir şeyler yapmak
grasp in the dark v. ne yapacağını bilmemek
grope in the dark v. hiçbir şey görmeden bir şey aramak
stay in the dark v. karanlıkta kalmak
stay in the dark v. hiçbir şeyden haberi olmamak
grope in the dark v. belirsizlik içinde savrulmak
stay in the dark v. karanlıkta bırakılmak
grope in the dark v. karanlıkta yoklamak
grope in the dark v. ne yapacağını bilmemek
stay in the dark v. bihaber olmak
grasp in the dark v. belirsizlik içinde savrulmak
grope in the dark v. önünü görmeden ilerlemek
grope in the dark v. körebe oynar gibi karanlıkta tutunmaya çalışmak
grasp in the dark v. körebe oynar gibi karanlıkta tutunmaya çalışmak
grasp in the dark v. önünü görmeden ilerlemek
be in the dark v. (herkesin bildiği bir şeyden) haberdar olmamak
be in the dark v. (herkesin bildiği bir şey hakkında) bilgisi olmamak
be in the dark v. bihaber olmak
be left in the dark (about something) v. (bir konudan/bir şeyden) haberdar edilmemek
be left in the dark (about something) v. (bir konuda/bir şey hakkında) kendisine bilgi verilmemek
be left in the dark (about something) v. (bir konuda/bir şey hakkında) bilgilendirilmemek
keep (someone) in the dark (about something) v. (birini bir şey hakkında) bilgilendirmemek
keep (someone) in the dark (about something) v. (birine bir şeyi) söylememek
keep (someone) in the dark (about something) v. (bir şey hakkında birine) bilgi/haber vermemek
keep in the dark v. haberdar etmemek
leave someone in the dark v. birine bilgi/haber vermemek
keep someone in the dark v. birini habersiz bırakmak
keep someone in the dark v. birini haberdar etmemek
keep in the dark v. bilgilendirmemek
keep in the dark v. bilgi/haber vermemek
keep someone in the dark v. birine bilgi/haber vermemek
keep in the dark v. bilgisiz/habersiz bırakmak/kalmak
leave someone in the dark v. birini habersiz bırakmak
leave someone in the dark v. birini haberdar etmemek
leave (someone) in the dark (about something) v. (birine bir şey hakkında) bilgi/haber vermemek
leave (someone) in the dark (about something) v. (birini bir konudan) haberdar etmemek
stay in the dark about (something) v. (bir şeyi) görmezden gelmek
stay in the dark about (something) v. (bir şeyden) haberi olmamak